Giriş ya da Kayıt Ücretsiz!
 Anasayfa > Makaleler > Cecenistan > Yandarbiyev'in Şehadeti ve Çeçen Cihadı
 
Takvim
Mart 2008
P S Ç P C C P
          1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31
Kullanıcı Paneli
Merhaba Ziyaretçi
» IP: 64.208.172.178
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifremi Unuttum
Kayıt

En son 5 Kullanıcı
zamor tuna_1963 smerseeo renoclubrur aydinguler

Online Kişiler
25

Online Kullanıcılar
0

Online Ziyaretçiler
25
01:   Yahoo spider
02:   Yahoo spider
03:   78.172.x.x
04:   Yahoo spider
05:   85.0.x.x
06:   78.178.x.x
07:   88.252.x.x
08:   88.240.x.x
09:   64.1.x.x
10:   88.227.x.x
11:   81.213.x.x
12:   88.246.x.x
13:   Yahoo spider
14:   78.166.x.x
15:   64.208.x.x
16:   85.107.x.x
17:   Yahoo spider
18:   78.177.x.x
19:   Yahoo spider
20:   88.231.x.x
21:   Google spider
22:   88.228.x.x
23:   85.104.x.x
24:   88.232.x.x
25:   Yahoo spider

» Çoğul
175813
» Tekil
58627
Ana menü
Arama
Siteye Giren Üyeler
murathan07 00:16:40
Onur 00:21:51
zamor 00:49:08
Berkant034 00:59:18
tuna_1963 05:19:05
smerseeo 07:25:51
renoclubrur 13:05:35
aydinguler 13:17:26
supra_gt 15:14:02
nazario 20:08:27
Google Reklam2
Yandarbiyev'in Şehadeti ve Çeçen Cihadı
07/11/2007 20:39 Onur
çeçe

Yandarbiyev'in Şehadeti ve Çeçen Cihadı

Mart 2004, Vuslat dergisi

Uluslararası emperyalizm bir yandan terörü kendi saldırganlığına ve değişik platformlarda baskıcı uygulamalarına gerekçe olarak kullanırken diğer yandan bir metot olarak kullanmaktadır. Ama ne yazık ki medya organlarının sürekli onların çıkar hesaplarına göre yayın yapması sebebiyle terörün bu "devlet" boyutu ve emperyalist güçler tarafından icra edilen terör eylemleri hep gözlerden uzak tutuluyor.

Emperyalizmin terör eylemlerinden birinin hedefi de Çeçenistan cihadının önemli liderlerinden Selimhan Yandarbiyev oldu. Yandarbiyev, 13 Şubat 2004 tarihinde Cuma namazından çıkıp arabasına bindiği sırada, arabasına konan bombanın patlaması sebebiyle iki koruma görevlisiyle birlikte şehit oldu. Olayda 13 yaşındaki oğlu Davud da ağır yaralandı.

Cinayet Rusya dış istihbarat başkanının, Yandarbiyev'in de aralarında bulunduğu bazı Çeçen liderlere yönelik tehditte bulunmasından ve bu kişilerin dünyanın her yerinde takip edileceklerini, savaşın Rusya sınırları dışında da süreceğini söylemesinden birkaç gün sonra gerçekleştirildi. Dolayısıyla cinayetin arkasında Moskova yönetiminin olduğu bir bakıma önceden ilan edilmiş oldu. Buna rağmen yine de Moskova cinayetle kendilerinin ilgilerinin olmadığını iddia etti. Ancak bu iddia inandırıcı olmaktan uzaktı. Çünkü sözünü ettiğimiz açıklama ve hadisenin siyasi boyutu cinayetin arkasında Rusya'nın olduğu gerçeğini gözler önüne seriyordu. Ama terörü sürekli saldırganlığa gerekçe olarak kullanan güçlerin bu gibi cinayetlerde birbirlerinin ayaklarına basmadıklarını görüyoruz.

Selimhan Yandarbiyev, 1952'de Kazakistan'da ailesinin orada sürgünde olduğu sırada dünyaya gelmişti. Daha sonra Çeçenistan'a dönerek burada tahsil gördü. Grozni'de Rus ve Çeçen edebiyatı üzerine yüksek tahsil yaptıktan sonra Moskova'da yine edebiyat alanında öğrenim gördü. Çeçenistan'ın bağımsızlık mücadelesine öncülük eden Vaynah Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı. Bu partinin başına Cevher Dudayev'in geçirilmesinde onun önemli rolü oldu. Bu parti Çeçenistan'ın Moskova'dan bağımsız Çeçen - İçkerya Cumhuriyeti'nin kurulmasına öncülük etti. Yandarbiyev de Cevher Dudayev'in öldürülmesinden sonra Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Seçimlerin yapılmasından sonra bu göreve seçilen Aslan Maşadov'un da temsilcisi olarak görev yaptı. Bu temsilcilik görevi 2003 yılına kadar devam etti. 2002 yılından buyana Katar'da sürgün hayatı yaşıyordu. Böylece onun doğumu da ölümü de kendi vatanının dışında gerçekleşti. Ama o hayatını halkının, ülkesinin ve vatanının bağımsızlığına adadı, bu yolda da canını feda etti. Yüce Allah'tan kendisine rahmet ve mağfiret diliyoruz.

Filistin Cephesindeki Gelişmeler

Bu sıralarda İslam dünyasının en önemli hareketli bölgeleri Filistin ve Irak'tır. Her iki bölgede de hareketliliğin temel sebebi gayri meşru işgaldir. Ama ne yazık ki olayların tahlil edilmesinde temeldeki bu işgal boyutu gözlerden uzak tutularak insanların işgale karşı verdiği meşru mücadele sorgulanıyor. Biz bu ayki yazımızda her iki cepheyle ilgili olarak geçtiğimiz ay içinde öne çıkan bazı önemli gelişmelere özet bilgilerle temas etmek istiyoruz.

İsrail'den Yine Cinayetler ve Katliamlar

İsrail işgal devleti Filistin halkına yönelik saldırgan tutumunda ve şiddet politikasında ısrarını sürdürüyor. Bu amaçla geçtiğimiz ay içinde bazı yeni katliamlara imza attı. Bunlardan biri de Gazze'nin Şucaiyye mahallesinde gerçekleştirilen katliamdı. Ayrıca işgal devleti Filistin direnişini yıpratmak amacıyla havadan roketlerle gerçekleştirdiği saldırılarına yenilerini ekledi. Bu saldırılardan birinde HAMAS'ın askeri kanadının Gazze orta bölgesi komutanı Abdünnasır Ebu Şevka, bir başkasında da İslami Cihad Hareketi'nin askeri kanadının ileri gelenlerinden Aziz eş-Şami hedef alındı. Ancak Filistin'deki direniş hareketleri bu saldırıların karşılıksız kalmayacağını ve Filistin direnişinin mücadele konusundaki kararlılığını kaybetmeyeceğini vurguladılar. Nitekim işgal devletinin bu saldırılarına bazı önemli eylemlerle ve Gazze bölgesindeki yerleşim birimlerini hedef alan muhtelif füze saldırılarıyla karşılık verildi. Bu tür eylemler ve Filistin'deki direnişin füze saldırıları işgal devletinin kendi içinde ciddi problemler yaşamasına sebep olmaktadır.

Mescidi Aksa Tehdit Altında

İşgal devleti Filistinlileri hedef alan katliamlarına ve cinayet saldırılarına paralel olarak Filistin davasının motoru niteliği taşıyan Mescidi Aksa'yı hedef alan muhtelif girişimlerde de bulunuyor. Bunlardan birinde işgalci askerlerin ve polislerin himaye ettiği sözde sivil yerleşimciler Mescidi Aksa'nın hemen yakınında Filistinlilere ait 16 evi işgal ettiler. Bu evlerin işgal edilmesinin amacı ise Mescidi Aksa'nın her taraftan yahudi kuşatmasına alınmasıdır. Bir diğer önemli gelişme ise yine askerler ve polisler tarafından himaye edilen sivil teröristlerin Mescidi Aksa'ya baskın düzenleyerek namaz kılanları rahatsız etmeleri, kutsal mabedin asırlardan beridir ayakta duran bazı mermer sütunlarına zarar vermeleri oldu. Mescidi Aksa'yla ilgili önemli bir gelişme ise el-Meğaribe kapısının önündeki bir duvarının 10 m.lik kısmının, altına tünel kazılması sebebiyle çökmesi oldu. Bu çöküşe alttan kazılan tünelin ve İslami Vakıflar İdaresi'ne tamirat izni verilmemesinin sebep olduğu yapılan açıklamalarda dile getirildi. İşgal devleti, altına kazdığı tüneller vasıtasıyla Mescidi Aksa'nın kendiliğinden yıkılmasına sebep olmak istemektedir. Bunu amaçlamasının sebebi ise bu kutsal mabedin Filistin davasına ilgide ve bu konudaki hareketlilikte motor vazifesi görmesidir. "Süleyman mabedi" konusunda ortaya attıkları iddialar ise sadece kendilerine bir gerekçe bulma amacına yöneliktir.

Irkçı Ayırım Duvarı ve Uluslararası Hukuk

Geçtiğimiz ay içinde Filistin'in Batı Yaka bölgesine inşa edilen ırkçı ayırım duvarı konusu da bayağı gündeme geldi. Bunun sebebi ise söz konusu duvar hakkında Lahey Adalet Divanı'nda dava açılması oldu. İşgal devleti bu konuda savunabileceği bir şey olmadığını bildiğinden söz konusu davayla ilgili duruşmaları boykot kararı aldı. Ancak ne yazık ki konunun Lahey Adalet Divanı'na taşınması Filistinlileri çok fazla ümitlendirmemektedir. Çünkü kâğıt üzerinde bir karar alınmasının meseleyi çözmede bir yarar sağlamayacağını biliyorlar. Şimdiye kadar uluslararası platformda işgal devletinin aleyhine alınan kararların tümünün kâğıt üzerinde kalmış olması Lahey Adalet Divanı'nda duvarla ilgili olarak açılan davaya da şüpheyle yaklaşılmasına sebep olmaktadır.

Gazze'de Yerleşim Merkezleri Tartışması

İsrail işgal devleti başbakanının Gazze'deki yahudi yerleşim merkezlerinin boşaltılacağına dair açıklama yapması üzerine siyonist işgalciler bu konuda kendi içlerinde ciddi tartışmalar yaşamaya başladılar. Dışarıdan bakıldığında da işgal devletinin böyle bir girişimle sanki "barış"a doğru bir adım atıyormuş gibi bir intiba veriliyor. Oysa işin gerçeğinde işgal devletini böyle bir şeyi düşünmeye zorlayan sebep "barış" girişimi değil Gazze'de söz konusu yerleşim merkezlerine yönelik olarak Filistin direnişinin sürdürdüğü mücadeledir. İşgal devleti buraları zaten tamamen askeri ve stratejik amaçlı olarak kullanmaktadır. Fakat Filistin direnişinin kararlı mücadelesi, bu yerleşim merkezlerinin sürekli havan topu ve füze saldırılarına maruz kalması sebebiyle işgal devleti Güney Lübnan'dan çekildiği gibi buralardan da çekilme ihtiyacı duymaktadır.

Kudüs Eylemi ve İsrail'in Çıkmazı

Yukarıda da belirttiğimiz üzere işgal devletinin cinayetlerine ve katliamlarına Filistinliler muhtelif eylemlerle karşılık verdiler. Bunların en önemlilerinden biri de 22 Şubat 2003 Pazar sabahı Batı Kudüs bölgesinde bir otobüste gerçekleştirilen şehadet eylemiydi. Bu eylemde işgal devletinin kendi açıklamalarına göre en az sekiz işgalci hayatını kaybederken 60 işgalci de yaralandı. Bu eylemden sonra Filistin topraklarına dünyanın değişik yörelerinden getirtilen yahudi yerleşimciler tersine göçü tekrar ve ciddi bir şekilde gündeme getirme ihtiyacı duymaya başladılar. Bu olay ise işgal devletinin gözünü korkutan en önemli gelişmedir. Çünkü işgal devleti yahudi nüfus erimesinden dolayı ciddi sıkıntı çekmekte ve Filistin toprakları üzerindeki hakimiyetinin devamı konusunda endişelenmektedir.

Filistinliler Direnişte Israrlı

İşgal devletinin bütün şiddet uygulamalarına rağmen Filistinliler direniş konusundaki ısrarlarından vazgeçmeyeceklerini ve bunun kendilerinin meşru hakları olduğunu değişik vesilelerle vurguluyorlar. Bu da siyonistlerin şiddet politikalarının kendileri için bir çıkış yolu olamayacağını gösteriyor.

Irak'ın Geleceği Üzerine Pazarlıklar

Irak'ta bir yandan işgale karşı direniş devam ederken bir yandan da bu ülkenin siyasi ve idari geleceğiyle ilgili muhtelif tartışmalar yaşanıyor. Bu tartışmalar çerçevesinde Anayasa, seçimler, federasyon, toprak bütünlüğü vs. gibi çok değişik konular gündeme getirildi. Biz de bu konularla ilgili tespit ve değerlendirmelerimizi aktarmak istiyoruz.

Komşu Ülkelerin Toplantısı

Geçtiğimiz ay içinde Irak'a komşu ülkeler bu ülkenin geleceğini tartışmak amacıyla Kuveyt'te bir toplantı düzenlediler. Toplantıya Irak'a komşu ülkelere ek olarak birtakım çıkar ilişkilerinden dolayı Bahreyn ve Mısır da katıldı. Toplantı sonrasında bir ortak bildiri yayınlandı. Toplantıya katılan ülkelerin en çok üzerinde durduğu konu ise Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasıydı. Ama ne yazık ki söz konusu ülkeler Amerikan emperyalizmiyle doğrudan karşı karşıya gelmekten çekindiklerinden Irak'ın geleceği ve yapılandırılması üzerinde rol oynamak için söze gelir bir aktivite ortaya koyamıyor ve bir varlık gösteremiyorlar. Oysa aralarında ciddi bir ittifak kurmaları durumunda Amerikan emperyalizminin böyle bir ittifakı karşısına alma cesareti göstermesi mümkün değildir. Ne var ki böyle bir ittifak için öncelikle bağımsız bir iradenin ortaya konabilmesi gerekmektedir.

Hakimiyet Devri Tartışması

Irak'la ilgili olarak tartışılan önemli konulardan biri hakimiyet devri konusudur. Bu işlemin 30 Haziran 2004 öncesinde gerçekleşmesi isteniyor. Ancak Amerikan emperyalizmi kendisine kukla vazifesi görecek bir yönetimin ayakta kalmasını sağlama almadan bu devir işlemini gerçekleştirmek istemiyor. İşin gerçeğinde emperyalist planlara göre gerçekleştirilecek hakimiyet devri Afganistan'daki hakimiyet devrinden farklı olmayacaktır.

Seçimler Ne Getirebilir? Irak'ta hakimiyet devriyle bağlantılı olarak gündeme gelen konulardan biri de seçimdir. Özellikle bu ülkedeki Şii cemaat seçimin söz konusu devir tarihinden önce gerçekleşmesini ve yeni yönetimin seçimlerden çıkacak sonuçlara göre şekillenmesini istiyor. Amerikan emperyalizmi ise seçimler için şartların henüz oluşmadığını iddia ediyor. Fakat eğer işgalcilerin tasallutu sona ermeden, onların silahlarının gölgesinde bir seçim gerçekleştirilirse bu, ülke halkının iradesinin yönetime yeterince yansımasını sağlamayacaktır. Bu yüzden aslında ülke halkının işgalci saldırganlardan kendilerine seçim imkânı vermelerini talep etmek, onlarla bu konuda pazarlık yapmak yerine bu tasalluta son vermek için silahlı direnişe destek vermeyi tercih etmesi çok daha yararına olacaktır.

Anayasa ve Şeriat Tartışması

Hakimiyet devri tartışmasıyla birlikte Anayasa konusu da gündeme geldi. Anayasa'nın içeriği ise ülkenin idari yapısı ve yasamanın kaynağı konularını da gündeme getirdi. Gerek Şii gerekse Sünni halk arasında etkili olan İslami cemaatler yasamada kaynağın şeriat olmasını istiyorlar. Fakat Amerikan emperyalizminin ülke üzerindeki tasallutunu temsil eden Paul Bremer böyle bir şeyin Anayasa metnine sokulması durumunda veto edeceğini söyledi. İşte bu veto tehdidi doğrusu insanın iyice kanına dokunuyor. Vahşi saldırganlığı temsil eden bir kişinin iradesinin, koskoca bir Müslüman halkın iradesinin üstünde olabilmesi ümmet olarak içinde bulunduğumuz acziyeti ortaya koyması açısından ibret vericidir. Bunun temel sebebi ise gerçek anlamda bir ümmet olamamamız, kardeşlik anlayışını yeterince içimize sindirememiş olmamızdır.

Toprak Bütünlüğü ve Federasyon Tartışmaları

Irak'la ilgili gündeme gelen en önemli tartışmalardan biri de ülkenin idarî yapısının nasıl olacağı konusudur. Bu konu yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Anayasa metninin şekillenmesini de yakından ilgilendiriyor. Kuzeydeki Kürt grupları federasyon sistemi istiyorlar. Arap toplumu ülkenin bütünlüğüne zarar verecek bir idarî sisteme karşı çıkıyorlar. Ayrıca komşu ülkeler de Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasını istiyorlar. Amerikan emperyalizmi yaptığı açıklamalarda bu konuda güvence verdi. Ancak işgalci saldırgan ABD'nin verdiği güvencelere her zaman şüpheyle bakmak gerekir. Zaten ahlâki ölçü tanımayan bir anlayışın verdiği güvenceye ne kadar güvenmek mümkün olabilir? Siyonistlerin ve Amerikan emperyalizminin hesapları Irak topraklarının bölünmesi üzerinedir. Dolayısıyla şartları oluşturdukları zaman bu amaçlarını gerçekleştirmeleri hiç de ihtimal dışı değildir.

Direniş Sürüyor

Siyasi meselelerle ilgili zikrettiğimiz konular etrafında tartışmalar yaşanırken Irak'ın işgalden kurtarılmasına öncelik verenlerin bağımsızlık ve onur mücadeleleri de devam ediyor. Bu mücadelede işgalci saldırganlar her geçen gün yeni kayıplar veriyorlar. Bu kayıplar artık onlar için rutin hale geldi. Dolayısıyla saldırgan güçlerindeki savaş heyecanı tamamen ölmüş, moraller bayağı çökmüş durumda. ABD'nin hakimiyet devri meselesini gündeme getirmesinin temel sebebi de zaten budur.

İran Seçimleri

İran'da uzun süren bir siyasi krizden sonra 289 kişilik Şura Meclisi'nin yani parlamentonun üyelerinin belirlenmesi için düzenlenen seçimler 20 Şubat 2004 Cuma günü gerçekleştirildi. Anayasayı Koruyucular Meclisi'nin reformculardan yaklaşık 2500 kişinin adaylık başvurusunu reddetmesini protesto amacıyla bazı partiler seçimi boykot ettiler. Bu boykot seçime katılım oranının kısmen düşük olmasına yol açtı. Seçime katılım oranın düşük olması ise muhafazakâr kesimin oy oranının artmasına sebep oldu. Biz bu yazıyı yazmadan önce yapılan son açıklamalarda katılımın yaklaşık % 51 oranında gerçekleştiği, kesin olmayan sonuçlara göre bağımsızlarla muhafazakârların kazandığı sandalye sayısının toplam 204, reformcuların kazandığı sandalye sayısının 39 olduğu, diğer bölgelerde ise ikinci tur seçime gidileceği bildirilmişti. Bağımsızların daha çok muhafazakâr kanada destek vermesi bekleniyor. Bu durumda muhafazakâr kanat parlamentoda büyük bir ağırlığı elde etmiş oluyor. Bu kanadın aynı zamanda devletin kilit noktalarını elde tuttuğu düşünülürse ülke genelinde hâlen önemli bir etkinliğe sahip olduğu anlaşılır.  

Yandarbiyevin Şehadeti ve Çeçen Cihadı   
Yorumlar
Yorum Yok.
İsim
Email
Yardım
Saat
Yeni Proğramlar
Yeni Haberler
Anket
Mesajlar
Giriş ya da Kayıt Mesaj göndermek için!
Arayüz
Google Reklam1
Sitemizden Hoşlandınız mı?
Çok kullanışlı.
Evet güzel
Gelişmesi lazım.
Beyenmedim.
Tasarım Kötü!
İçerik Kötü!
Sonuç
(32 Yorumlar)
 
Bana Ulaşmak için MSN : msn'adresinden ulaşabilirsiniz.

Bu site bir bilgi paylaşım sitesidir. Kaynak belirtilmeden hiç bir yazı, döküman, içerik gibi unsurlar alınamaz https://TRBILGI.NET

Site Haritası

 Bu site http://www.trbilgi.us ( united stages ) içerikli domaini desteklemektedir.

MemHT Portal is a free software released under the GNU/GPL License by Miltenovik Manojlo